Küresel Devlerin Doğalgaz Sorunsalı: Bağımlılık


Türkiye sıvılaştırılmış doğalgazda son iki haftada 12 anlaşmaya imza attı. Üç yılda yaklaşık 15 milyar metreküp LNG alınacak.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, son iki haftada İtalya’daki Gastech 2025 ve ABD’deki Birleşmiş Milletler Zirvesi’nde sıvılaştırılmış doğalgaz alanında imzaladığı 12 anlaşma ile dünya rekoruna gidiyor. BOTAŞ ile Oman LNG, PetroChina International, BP, Shell, Eni, CHENIERE, Equinor, Hartree, JERA, SEFE, Mercuria ve Woodside şirketleri ile kısa, orta ve uzun vadeli LNG sözleşmeleri imzalandı.
Türkiye’nin ithalatında boru gazının payının yüzde 72, LNG’nin payının ise yüzde 28 olduğunu belirtiliyor. Boru gazında yüzde 56 ile en fazla ithalatı Rusya’dan yaparken, daha sonra Azerbaycan ve İran’dan yapıyoruz. LNG’de ise ithalatımızın yüzde 38’ini ABD’den, yüzde 29’unu Cezayir’den, yüzde 14’ünü ise Katar’dan yapıyoruz. Rusya ile anlaşmaların kontrat süresi bu yıl sona eriyor. İran kontratımızın ise Temmuz 2026’da bitmesi bekleniyor.

LNG nedir ve nasıl kullanılır?


Doğal gaz, günümüzde mevcut olan en temiz yanan hidrokarbon ve önemli bir enerji kaynağıdır. Ancak, enerji talebinin yüksek olduğu birçok bölge gaz rezervlerinden uzaktadır. Sonuç olarak, gazı taşımak için boru hatları inşa etmek maliyetli ve zahmetli olabilir. Bu sorunu çözmek için, özel bir soğutma işlemi uygulayarak doğal gazı sıvıya dönüştürülür. Bu, hacmini azaltarak depolamayı ve diğer ülkelere taşımayı daha kolay ve güvenli hale getirir.
LNG; atmosferik basınçta -162°C’ye soğutulmuş ve renksiz bir sıvıya dönüştürülmüş doğal gazdır. Doğal gaz, sıvılaştırma sonucunda 600 kat küçülür, bu da nakliye ve depolamayı çok daha kolay ve güvenli hale getirir.
Hedefine ulaştığında, gaz tesislerinde tekrar gaza dönüştürülen bu gaz, daha sonra boru hatları aracılığıyla evlere, iş yerlerine ve endüstriyel tesislere ulaştırılır. Burada ısı veya elektrik üretmek için kullanılır. LNG düşük maliyeti ve temizliği nedeniyle gemilerde, trenlerde ve tankerlerde alternatif yakıt olarak da kullanılır.

Dünyanın Değişen Doğalgaz Haritası


Bugün dünya birbirine doğal gaz boru hatları ve LNG gemileri ile görünmez bir dolaşım sisteminin damarları gibi bağlı bir durumda. Küresel boru hatlarının toplam uzunluğu 1,18 milyon kilometreyi buluyor. Bunun dörtte üçünden fazlası yalnızca gaz taşımak için kullanılıyor.
Katar’dan Çin’e, Rusya’dan Avrupa’ya uzanan bu ağ, kâğıt üzerinde enerji güvenliği sağlıyor gibi görünebilir ancak her bağlantı aynı zamanda bir bağımlılık ilişkisini de beraberinde getiriyor. Sorulması gereken ise soru şu: Bu ağ bizi gerçekten güvence altına mı alıyor, yoksa daha kırılgan mı kılıyor?

Orta Doğu: Zenginlik mi, Kırılganlık mı?


Orta Doğu, doğal gaz bolluğuyla tüm dünyanın odak noktası halinde diyebiliriz. Katar, dünyanın en büyük LNG ihracatçısı ve İran ve Suudi Arabistan da üretimde başı çeken ülkeler arasında ama bu zenginlik, aynı zamanda istikrarsızlıkla el ele gidiyor.
2023 yazında İsrail-Filistin gerginliği nedeniyle Leviathan sahasında üretim durdu. Mısır ve Ürdün’e gaz akışı kesildi. Aynı günlerde İran’daki saldırılar Güney Pars sahasının üretimini azalttı. Birkaç çatışma, milyonlarca hanenin enerjiye erişimini sarsmaya yetti. Bu tablo bize şunu düşündürüyor. Enerji güvenliği, sadece yeni boru hatları inşa etmekle mi sağlanır, yoksa asıl mesele barış ve istikrar mı?

Asya: Büyüyen Devler, Unutulan Yoksullar


Çin ve Hindistan ise enerji piyasasının yeni devleri arasında gösteriliyor. Çin hem Rusya’dan boru hattı ile gaz alıyor hem de Katar’dan LNG ithal ediyor. Hindistan’ın tüketimi her yıl artıyor. Ancak kırsalda hâlâ milyonlarca insan odun ve kömürle yemek pişiriyor.
Güney Asya’da 27 milyon kişi elektriksiz yaşıyor. 2,1 milyar insan temiz pişirme yakıtına ulaşamıyor. Bir yanda büyüyen dev ekonomiler, diğer yanda enerji yoksulluğu içinde sıkışan milyonlar var. Bu çelişki, “kalkınma” kavramını yeniden düşünmeye çağırıyor. Büyük şehirler ışıl ışılken, kırsaldaki çocukların karanlıkta ders çalışmasını nasıl açıklayacağız?

ABD: İthalatçıdan İhracatçıya


ABD ise kaya gazı devrimiyle enerji sahnesinde bambaşka bir aktör haline geldi. 2010’larda ithalata bağımlı olan ABD, 2023’te dünyanın en büyük LNG ihracatçısı oldu. Rusya’nın Ukrayna’yı işgaliyle Avrupa büyük bir enerji krizi yaşarken, ABD’nin LNG’si kritik bir can simidi oldu.
Bugün Japonya’dan Güney Kore’ye kadar birçok ülke için ABD gazı stratejik bir alternatif olarak değerlendiriliyor fakat bu rol yeni sorunlar doğuruyor. Gaz kömürden temiz ama nihayetinde o da fosil bir yakıt. ABD’nin liderliği dünyayı düşük karbonlu bir geleceğe mi taşıyacak, yoksa yeni bağımlılıklara mı sürükleyecek?

İnsan Merkezli Enerji Politikaları


Enerji yoksulluğu ve siyasi bağımlılık arasında sıkışan bir dünyada jeopolitik krizler ve fiyat dalgalanmaları öne çıkıyor. Enerji yoksulluğu ise unutulan ve çoğu zaman görünmez kalan bir mesele gibi.
Bugün dünyada 666 milyon insan elektriksiz. 2,1 milyar insan temiz pişirme yakıtına erişemiyor. Bu sadece teknik bir eksiklik değil; sağlık, eğitim ve sosyal adalet sorunu. Elektriği olmayan evde çocuklar ders çalışamıyor, temiz yakıt bulamayan aileler solunum yolu hastalıklarına mahkûm oluyor. Enerji, bir lüks mü yoksa temel bir insan hakkı mı?


Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığı bize önemli bir ders verdi. Tek kaynağa yaslanmak, büyük bir hata. Gelişmekte olan ülkelerde gaz şebekeleri ve elektrik hatları güçlendirilmedikçe enerji yoksulluğu bitmeyecek gibi görünüyor.
Sosyal politikalar sayesinde dar gelirli haneler için sübvansiyonlar ve sosyal tarifeler, enerjiye erişimde eşitliği sağlayabilir. Tabii ki gaz kömürden daha temiz ama tek başına yeterli değil. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması şart gibi görünüyor.


Bugün doğal gaz hem refahın hem bağımlılığın kaynağı. Orta Doğu’nun kırılganlığı, Asya’nın derin eşitsizlikleri ve ABD’nin yükselen gücü göz ardı edilemez. Enerji sadece boru hatlarıyla, rezervlerle ya da fiyat grafikleriyle ölçülmez. Gerçek ölçü, insanların yaşam kalitesidir. Bugün sorulması gereken soru belki de şu: Enerji politikaları gerçekten kimin hayatını kolaylaştırıyor?
Devletlerin ve şirketlerin mi, yoksa sıradan insanların mı? Hem sınırlı kaynaklarımızı sağduyuyla yönetmek hem de toplumun her kesimi için adil bir gelecek sağlamak zorundayız. Bu soruları sormaya başladığımız her an, geleceğimizi inşa etmeye daha yakın oluruz.

Nur KARABULUT